Yardımcı Site
internet olarak etiketli yazılar
Günlük yaşamda radyasyonu nerelerden alıyoruz
2 Şub

En büyük kaynak içinde yaşadığımız binaların yapımında kullanılan taş, toprak ve malzemelerdir. Elektromanyetik radyasyon kaynaklarının yaklaşık %50′sini yaşadığımız binalarda mevcut olan radon gazından almaktayız. Diğer doğal radyasyon kaynakları arasında güneş, hava, su, toprak sayılmaktadır. Yapay radyasyon kaynakları içinde, nükleer santraller, röntgen makineleri, cep telefonları – vericileri, TV vericileri, uzaktan kumanda cihazları, elektrikli ısıtıcılar, uzun bir listeye örnek olarak sayılabilir. Elektromanyetik radyasyon, iyonlaştırıcı ve iyonlaştırıcı olmayan radyasyon olarak ikiye ayrılmaktadır. İyonlaştırıcı radyasyon, görüntüleme amacıyla ve kanser tedavisinde kullandığımız X ışınlarını ifade etmektedir. Elektromanyetik spekturumun diğer ucunda ise düşük enerjili, iyonizasyon yani atomdan elektron koparma yeteneği olmayan iyonlaştırıcı olmayan radyasyon yer almaktadır. Gelişen teknoloj bu konuya farkındalığımızı ve ilgimizi arttırmıştır. Normal şartlarda yaşanan ortama bağlı olarak kişilerin aldıkları doğal radyasyonun dünya ortalaması 2.4 mSv düzeyindedir.
İyonlaştırıcı olmayan radyasyon kaynağı aletler hangileridir?
İyonlaştırıcı olmayan radyasyon kaynağı aletlerin, yaşamımızda temel rol oynamaya başlaması ile beraber, kanser ile ilişkisinin merak edilen ve tartışılan konu olmasını sağlamıştır. TV vericileri, radar, uzaktan kumanda cihazları, telsizler, cep telefonları, baz istasyonları, mikrodalga fırınlar, radyo, tv – bilgisayar ekranları, non iyonize radyasyon kaynaklarına örnek olarak sayılabilir.
İyonlaştırıcı olmayan radyasyon kansere neden olabilir mi?
İyonlaştırıcı olmayan radyasyon atomlardan elektron kopararak iyonizasyon yapacak güçte değildir, dolayısıyla DNA hasarına yol açmaz ve kansere neden olduğuna dair bilimsel bir kanıt da bulunmamaktadır.
İyonlaştırıcı olmayan radyasyon insanlar üzerinde kısa süreli etkileri nelerdir?
Elektromanyetik radyasyonun, beynin elektriksel yapısında ve algılama fonksiyonlarında (dikkat, hatırlama, tepki verme gibi) kısa süreli değişimlere neden olduğu bilinmektedir. Buna bağlı olarak, üzerimizde kısa zamanda oluşan etkileri yorgunluk, baş ağrısı, uyku kaybı, hafıza kaybı, kulak çınlaması ve eklem ağrıları olarak sayılabilir.
Baz istasyonları nükleer radyasyona neden olur mu?
Baz istasyonlarının neden oldukları ışınım, iyonlaştırıcı olmayan radyasyon sınıfında yer alır. Bu nedenle baz istasyonları nükleer radyasyona neden olmazlar. İyonlaştırıcı radyasyon bölgesindeki dalgaların frekansları, baz istasyonlarının çalışma frekanslarından yaklaşık milyon kere daha yüksektir. Baz istasyonlarındaki anten, dar bir bölgeyi etkileyen yönlü antenlerdir. Bu antenler arkalarına ve diplerine ışımanın çok az olacağı biçimde tasarlanmışlardır. Bu nedenle binada yaşayanları riskli hale getirmezler.
Ancak antenin konumu antenin ışıma örtüsünün kurulduğu binayı içine almayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Anten yeri, çalışma frekansı ve çıkış gücüne göre hesaplanacak güvenlik mesafesi içinde insanların istem dışı ve sürekli maruz kalmayacağı şekilde seçilmelidir.
Telekomünikasyon Kurumu tarafından 12.7.2001 tarihli resmi gazetede yayınlanan “10 KHz-60 GHz Frekans Bandında Çalışan Sabit Telekomünikasyon Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddeti Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Ölçüm yöntemleri ve Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik” ile Türkiye’de geçerli olan sınır değerler belirlenmiştir.
Cep telefonları iyonlaştırıcı radyasyon kaynağımı dır?
1990′larda hayatımıza girişinden sonra, kullanımı artarak devam etmektedir. Cep telefonu kullanımının kansere neden olup olmadığı bütün dünyada en çok merak edilen konulardan birisidir. Tüm dünyada cep telefonu kullananların sayısının 2009 yılında 4.3 milyarı aştığı düşünülürse bu sorunun gündemi daha uzun süre meşgul etmesi beklenmektedir. Cep telefonlarının çalışma prensibine baktığımızda, 2 yönlü çalışır. Baz istasyonlarından gelen dalgaları anteni aracılığı ile alır ve vericisi aracılığı ile elektromanyetik radyasyon-iyonlaştırıcı olmayan radyasyon yayar.
Cep telefonları insanlar üzerinde etkileri nasıldır?
Yapılan araştırmalarda cep telefonunun termal ve termal olmayan 2 temel etkisi gösterilmiştir. Termal etkiler, vücut tarafından yutulan elektromanyetik enerjinin ısıya dönüşmesi ve vücut sıcaklığını arttırması olarak tanımlanır. Bu sıcaklık artışı, ısının kan dolaşımı ile atılarak dengelenmesine dek sürer. Cep telefonları gibi radyofrekans kaynaklarının sebep olabileceği sıcaklık artışı gerçekte çok düşüktür ve bu artışı ortalama 0,1 C dolayındadır. Bu elektromanyetik dalgaların beyine ulaşmasının yaş ile birlikte azaldığı, 5 yaşındaki bir çocukta bu dalgaların beyine %75 oranında ulaştığı, erişkinde bu oranın %25 olduğu deneysel çalışmalarda gösterilmiştir. Termal olmayan etkilere bağlı olarak beyin aktivitelerinde değişiklikler, uyku bozuklukları, dikkat bozuklukları bildirilmektedir.
Cep telefonları kansere neden olabilir mi?
Cep telefonları elektromanyetik dalga yayarlar. Yaydığı elektromanyetik dalga enerjisi çok çok düşüktür. Bu enerji düzeylerinde iyonizasyon olamaz. İyonizasyon olmadığı için de DNA hasarı oluşmaz ve kanser gelişemez. Bu konudaki önemli çalışmalardan biri olan Danimarka çalışmasında, 420.000 cep telefonu kullanıcısı 21 yıl boyunca izlendi. Cep telefonu kullanımı ile kanser görülme olasılığının yükselmediği görüldü. İngiltere’de ise beyin tümörlü 966 ve sağlıklı 1766 kişi cep telefonu kullanım yoğunluğu açısından araştırılmıştır. Beyin tümörü olanlar ile sağlıklı grup karşılaştırıldığında aralarında fark bulunmamıştır. Almanya, Fransa, Japonya gibi 13 gelişmiş ülkeden, 16 çalışma grubunun işbirliği ile yapılan İnterphone çalışması geçen yıl çok ses getirdi. Düzenli cep telefonu kullanımı ve 10 yıldan fazla kullanalarda memejiom, gliom ve akustık nörinom gelişme sıklığında artış saptanmazken, ilk günden itibaren 1640 saatten fazla konuşma süresine sahip olanlarda, bu tümörlerin gelişim riskinde artış olduğu gösterilmiştir. Ancak bu çalışma düzeni nedeni ile eleştiri almıştır. Bugüne kadar yapılan çalışmalar, cep telefonu teknolojisiyle kanser arasında kesinlikle bir ilişki yoktur demek için yetersizdir.
Cep telefonu kısırlık yapar mı?
Erkekler cep telefonlarını özellikle pantolon ceplerinde taşıdığı için kısırlık konusunda birçok araştırma yapılmıştır. Cep telefonlarından yayılan iyonlaştırıcı olmayan radyasyonun beyin, kalp, genel durum üzerine etkilerinin yanı sıra sperm sayısında %30, motilitesinde %40′lara varan oranlarda oranlarında azalma saptanmıştır. Bu konuda farklı sonuçlar olmakla birlikte yeni araştırmalara ihtiyaç vardır.
İnternet bağlantısı da insanları etkiler mi
İnternet bağlantımızı sağlayan WİFİ teknolojisi çok düşük şiddette radyo dalgalarını kullanır. Evde mikrodalga fırınlarla karşılaştırınca yüz bin kez daha da non iyonizan elektromanyetik radyasyon yaydığı bildirilmektedir. WİFİ sağlayıcılarına yakında bulunmamak veya wifi kullanılan laptopların masa üzerinde kullanılması önerilmektedir.
Mikrodalga fırınlar çalışırken mutfaktan çıkmalı mıyız?
Yeni teknoloji ile üretilen mikrodalga fırın çalışırken yaklaşık 50 cm uzağından alınan radyasyon, çevre geri plan radyasyon oranlarından farklı değildir. Eski ve kapı sistemi bozuk cihazlar kullanılmamalıdır. Çalışırken yaklaşık bir kol boyu yani 50 cm uzakta bulunulması önerilmektedir.
Günlük hayatımız için nasıl önlemler alabiliriz?
• Elektrikli cihazlardan mümkün olduğunca uzak durun. Elektromanyetik etki mesafeyle azalıyor.
• Mikrodalga fırın çalışırken en az 50 cm uzakta durun.
• Televizyonu (ön ve arka) en az 2 metre uzaktan izleyin.
• Elektrikli tıraş makinasını mümkünse şarjlı olarak kullanmayı tercih
• edin.
• Çocuklarda sinir sisteminin ve başın gelişimi sürdüğü için, çocuk ve gençler risk altındadır. Bu nedenle 16 yaşın altındakilerin cep telefonu kullanmamaları, zorunlu olması halinde ise günde 10 dakikayı geçmemesi Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilmektedir. Cep telefonu kullanılmadığı sürece kapalı tutulmalı. Cep telefonunuzdan kulaklıkla konuşmayı tercih edin. Hastane, tren, havaalanı, veya asansör gibi çekim alanlarının az ve metal parçaların çok olduğu alanlarda konuşmaktansa, acık alanlarda konuşmaya çalışın. En temel önlem ise cep tel ile konuşma sürenizi kısaltmaktır
• Saç kurutma makinasının manyetik alanı yüksektir. Uzun süreli kullanmak yerine aralıklarla kullanın.
• Elektrikle çalışan radyolu çalar saatleri başınızdan mümkün olduğunca uzak tutun, mümkünse pille çalışanları tercih edin. Elektrikli battaniyeyi yatağa girmeden önce kapatın.
• Kullanmadığınız cihazları kapalı tutun ya da fişten çıkarın. Dizüstü bilgisayarlar, şarjlı kullanıldığında daha düşük elektromanyetik alana sahiptir.
Sonuç olarak; Elektromanyetik radyasyonu yaşamımızdan tümüyle çıkarmamız olası değildir. Kullanımında dikkatli davranma, bu zararları en aza indirmek için en akılcı yol olarak görünmektedir.
Sanal polis devriyede!
30 Oca

İnternette gün boyu aralıksız sanal devriye görevi yürüten polisler, sanal ortamda işlenen suçları takip ediyor.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdür Yardımcısı Ahmet Sürel, yaptığı açıklamada, 30 milyonun üzerinde kişinin internet kullandığını belirterek, teknolojinin doğru ve güvenli kullanıldığı takdirde fayda sağladığını, yanlış veya kötü amaçlı kullanıldığında ise insanlığa zarar verdiğini bildirdi.
Bilişim Suçları Büro Amirliğinin, Asayiş Şube Müdürlüğünün çalışma alanına giren bilişim yoluyla işlenen suç türlerinin soruşturmasını yaptığını ifade eden Sürel, şunları kaydetti:
“İnternet ortamında 24 saat sanal devriye yapan görevlilerimiz var. Suça karışan kişileri yakalamakla görevli dışarıda görev alan ekiplerimiz, şüphelilerden elde edilen delillerin (CD, DVD, flash bellek, harici disk, hard disk, cep telefonu ve dijital verileri barındıran her türlü cihazlar) incelendiği dijital delil inceleme laboratuvarımız, teknik inceleme yapan ve bilirkişi raporu düzenleyen görevlilerimiz, tahkikatta çalışan görevlilerimiz olmak üzere büro amiri Koray Erşin’le birlikte konusuna hakim ve tecrübeli toplam 36 personelle çalışıyoruz.”
Sürel, Bilişim Yoluyla İşlenen Suçlar Büro Amirliğinin 2010 ve 2011 yıllarındaki istatistiklerine ilişkin “Sosyal paylaşım sitelerine ilişkin 2010 yılında çeşitli konularda 2 bin 606 şikayet alındı. Geçen yıl ise 3 bin 744 şikayet aldık” dedi.
-Bilişim suç türleri-
Sürel, internet konusunda büro amirliğine en çok şikayet gelen suç türlerini ise şöyle sıraladı:
“-Tehdit; internetten, sosyal paylaşım sitelerinden ya da mail yoluyla kişinin kendisine veya yakınına, hayatına veya vücut dokunulmazlığı veya cinsel dokunulmazlığına zarar verecek şekilde yapılan saldırılar.
-Şantaj; internetten tanışarak güven telkin ettikten sonra karşısındaki kişinin özel hayatına ait bilgi veya görüntülerini alarak bunları başkalarıyla paylaşacağını söyleyerek para veya menfaat talebinde bulunmak.
-Hakaret; sosyal paylaşım sitesinden ya da e-mail yoluyla kişileri başkalarına karşı onur kırıcı, küçük düşürücü ifadelerle şeref ve saygınlığına saldırı yapmak.
-Çocukların cinsel istismarı; internet üzerinden çocukları değişik vaatler veya şantaj yoluyla kandırarak cinsel istismarda bulunmak.
-Müstehcenlik; cinsel içerikli müstehcen görüntü veya yazıları çocuklara göstermek, okutmak, yaymak veya kullanımını sağlamak ve çocukları bu suçlarda kullanmak.
-Fuhuş; internet üzerinden fuhşa aracılık etmek, teşvik etmek veya suçu kolaylaştırmak.
-Kumar oynanması için imkan sağlama; internetten yasal olmaksızın bahis ve kumar sitesi oluşturmak.
-Dolandırıcılık; internet üzerinde kendini farklı meslekten veya kişilikten tanıtarak tanıştığı kişilere evlilik vaadinde bulunarak kandırma veya menfaat sağlamak, güvenli olamayan sitelerden ürün satışı yaparak parayı aldıktan sonra ortadan kaybolmak, ürün satışı adı altında kaparo alarak ortadan kaybolmak, çalıntı malı internet üzerinde çok ucuz fiyata satmak, banka hesap bilgilerini ve şifrelerini ele geçirerek hesabını boşaltmak, kredi kart bilgilerini ele geçirip para çekmek.
-Kişisel verileri kaydetmek ve kişisel verileri hukuka aykırı bir şekilde başkalarına vermek.
-Başkasına ait profil oluşturarak elektronik mail adresi almak ve bu kişiler adına başkalarına küfürlü mesajlar göndermek, özel hayatına ait görüntü ve fotoğraf yayımlamak.”
-Sanal dünyada işlenen suçun delili-
İnternet kullanıcılarının artmasıyla bilişim yoluyla işlenen suçlarda da artış olduğunu belirten Sürel, “Bunun nedeni ise gerçek hayatta suç işlemenin riskli ama sanal hayatta daha kolay olması, kısa yoldan para kazanma hırsı, psikolojik rahatsızlıklar ve kanunda cezasının olmadığı varsayımı olarak sıralayabiliriz. Ancak şunu unutmamak gerekir ki; gerçek hayatta işlenen her bir suç için olay yerinde suçluya ait mutlaka bir iz veya delil olduğu gibi sanal alemde de işlenen her suç mutlaka bir delil bırakır. Ortam sanal olsa bile işlenen suç gerçektir. Kanunu bilmemek de mazeret değildir” dedi.
-Sanal alemin mağdur ünlüleri-
Sürel, geçen yıl sanal alemden şikayetçi olan ünlülere ilişkin şu bilgileri verdi:
“-Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla Erol Köse’ye sosyal paylaşım sitesi üzerinden hakaret yapıldığına dair soruşturma aydınlatıldı, şüpheli hakkında yasal işlem yapıldı.
-Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla Ömer Zülfü Livaneli’ye sosyal paylaşım sitesinde meçhul bir profilden hakaret edilmesiyle ilgili soruşturma halen devam ediyor.
-İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla Seda Sayan ve Hülya Avşar’ın kendilerine hakaret edildiği yönündeki şikayetleri de aydınlatıldı.
-Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla Ümran Erler’in elektronik posta ve profillerini ele geçiren şüpheli belirlendi ve hakkında yasal işlem yapıldı.
-Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla Seyhan Soylu’nun hakaret şikayeti de aydınlatıldı.”
Vatandaşları sanal korumaya alıyor!
30 Oca

Avrupa Birliği Komisyonu, sanal ortamda üye ülke vatandaşlarının kişisel bilgilerinin korunmasında önemli bir adım attı.
Resmi kurumların ve internet şirketlerinin halka ait özel bilgileri depolama ve kullanma hakları kısıtlanıyor.
Bu yöndeki bir tasarı AB Komisyonu’nun Temel Haklar, Adalet ve Vatandaşlık Komiseri Viviane Reding tarafından açıkladı: “Vatandaşlar kişisel bilgilerinin ne tür şekillerde kullanıldığını bilmek zorundalar. Ve bunların kullanılması için kesinlikle açık bir şekilde onaylarının alınması gerekir.”
AB vatandaşları özel hayatın gizliliğini ihlal eden kurum ve şirketlere karşı yargı yoluna başvurabilecek.
Ancak tasarının AB Parlamentosu ve üye ülkelerin parlamentoları tarafından onaylanması birkaç yılı alacak.
AB Komisyonu’nun bu yönde çıkardığı son kanun 1995 yılına ait.
Bambaşka bir Google tarihi!
30 Oca

Google hakkında aradığını her şeyi bulabileceğiniz bu eğlenceli siteye mutlaka göz atın!
Google hakkında bilgi edinmek istiyorsanız bu konuda sayısız kaynaktan yararlanmanız mümkün. Örneğin Wikipedia’yı açıp Google maddesini bularak işe başlayabilirsiniz. Ancak bu şekilde durağan, etkileşimsiz metinlerden bilgi edinmek size sıkıcı gelebilir.
Online PhD adındaki bir web sitesi tarafından meydana getirilen etkileşimli infografik, Google kurucuları Larry Page ve Sergey Brin’in 1995 yılındaki tanışmasından geçen seneye kadar Google hakkında her şeyi detaylı bir şekilde anlatıyor. İnfografik içerisinde farenizle sürükleyerek veya çarkı döndürerek dolaşabiliyorsunuz.
İnfografiğe tam ekran olarak ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.
Facebook ortak arıyor!
30 Oca

Wall Street Journal Gazetesi sosyal paylaşım devi Facebook’un halka açılacağını yazdı.
Habere göre Facebook yetkililerinin halka arz için gerekli başvuruları çarşamba günü yapması bekleniyor.
Hisse satışı sonrası uzmanların 75 ile 100 milyar dolar arasında değere ulaşmasını bekledikleri Facebook, eğer en olumlu senaryo gerçekleşirse fast food zinciri McDonald’s ile aynı piyasa değerine kavuşacak.
Twitter’da pişmanlık!
30 Oca

Sosyal Medya üzerine Oxford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçları tartışma yarattı…
Araştırmanın sonuçlarına göre: Sosyal medya kullanıcılarının dörtte biri yazdıklarından pişmanlık duyuyor…
Uzmanlar, “anlık iletişim” sistemlerinin en büyüklerinden olan twitter ve facebook gibi sitelerin, sağladığı kolaylıklar yanında içerdiği görünmez tehlikeleri ele aldı. Oxford Üniversitesi tarafından 2 bin sosyal medya kullanıcısının paylaşım içerikleri ve amaçları karşılaştırıldı.
En tutkulu yaklaşıkları konularla ilgili görüşlerini yazdıklarını söyleyen katılımcıların yarısı, paylaşımlarının fark yarattığına inandığını söyledi. Fakat, 4’te birden fazla sosyal medya kullanıcısına göre, yazdıkları veya internette yazabilecekleri bazı şeyler asla bir başkasının yüzüne karşı söleyemeyeceklerini içeriyor. Kullanıcılar, genellikle uygunsuz veya bir başkasını mutsuz eden bir içerikte olan bu paylaşımları yüzünden pişmanlık hissediyor.
BEYİN NÖTR DURUMDA
Yüzde 30’un üzerinde bir katılımcı kitlesi ise, sosyal medya ortamında zorbalığa maruz kaldığını veya maruz kalan kullanıcılara şahit olduğunu itiraf ediyor. Oxford Üniversitesi Evrimsel Antropoloji Profesörü Robin Dunbar, araştırma sonuçlarının sosyal yaşamdaki denge unsurunun internet ortamındaki eksikliğini açıkça gösterdiğini söyledi. Dunbar, “Karmaşık sosyalleşme becerilerinin yüz yüze iletişimde kazanıldığı unutulmamalı. Dijital ortam, insanları daha sonra pişman olacağı şeyler söyleyemeye daha yatkın hale getiriyor” diye konuştu. Daha önceki araştırmalarda, internette ortamında büyük tepki çekebilecek paylaşımlar yaparken beynin nötr bir konumda kaldığı görülmüştü.
”Online şikayet” uygulaması yarın başlıyor!
30 Oca

İşletmeciler tarafından sunulan sabit ve mobil telefon ile internet hizmetlerine ilişkin tüketici şikayetleri bundan sonra online sistemle çözülecek.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, işletmeciler tarafından sunulan sabit ve mobil telefon ile internet hizmetlerine ilişkin tüketici şikayetlerinin bundan sonra online sistemle çözüleceğini bildirdi.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK), vatandaşların sabit ve mobil telefon ile internet hizmetlerine ilişkin şikayet başvurularını daha etkili bir şekilde takip edebilmeleri ve söz konusu başvuruların kısa sürede sonuçlandırılabilmesi amacıyla uygulamaya koyacağı internet üzerinden online şikayet uygulaması yarın başlıyor.
Bakan Yıldırım, yaptığı açıklamada, BTK bünyesinde kurulacak ve işletilecek Online Şikayet Bildirim Sistemi ile tüketicilerin şikayetlerini internet üzerinden online olarak ulaştırabileceklerini belirtti.
Sabit ve mobil telefon ile internet hizmetlerine ilişkin şikayet başvurularının daha etkili bir şekilde takip edilebilmesi ve söz konusu başvuruların kısa sürede sonuçlandırılabilmesi amacıyla online şikayet uygulamasını başlatacaklarını ifade eden Yıldırım, bir süredir test çalışmaları devam eden Online Şikayet Bildirim Sistemi ile internet üzerinden yapılacak şikayet başvurularının, 1 iş günü içinde ilgili işletmeciye iletilmesi ve başvuruların işletmeci tarafından kısa sürede sonuçlandırılmasının sağlanacağını belirtti.
SİSTEM NASIL İŞLEYECEK?
Şikayetlerin iletilebilmesi ve başvurularla ilgili işlemlerin takip edilebilmesi için öncelikle ”tuketici.btk.gov.tr” internet adresine girilerek sisteme üye olunması gerektiğini ifade eden Yıldırım, üyelik işlemini gerçekleştiren ve sisteme giriş yapanların şikayet başvurularını bu şekilde iletebileceklerini kaydetti.
Bu şekilde yapılan şikayet başvurularının BTK’nın ilgili birimleri tarafından incelenerek 1 iş günü içinde ilgili işletmeciye iletileceğini ve yapılan işlemler hakkında bilgi isteneceğini belirten Yıldırım, ”Vatandaşlar, başvuru sonucunu ve aşamalarını aynı siteden takip edebilecek. İşletmeci cevapları doğrultusunda Kurum düzenlemelerine aykırı veya yaygın tüketici mağduriyetine neden olan hususların tespit edilmesi halinde konu incelenecek ve hızlı bir şekilde sorunun çözümü sağlanacak” dedi.
Bakan Yıldırım, teknolojideki gelişmelerle birlikte telefon ve internet gibi iletişim araçlarının vazgeçilmez olduğunu belirterek, tüketicilerin bu imkanlardan en iyi şekilde yararlanması için şimdiye kadar önemli çalışmalar yaptıklarını ve yeni projelerle bu çabalarını sürdürdüklerini söyledi.
Tüketicilerin aldıkları hizmetlerden memnun kalmasının tüketiciler kadar bu sektörde hizmet veren işletmeler açısından da önem taşıdığını vurgulayan Yıldırım, ”Online Şikayet Bildirim Sistemi, tüketicilerin yaşadıkları sorunların hızlı bir şekilde çözülmesine katkı yapacağı gibi işletmecilere de bu sorunları kısa sürede çözerek müşteri memnuniyetini artırma imkanı tanıyacaktır” diye konuştu.
“SANAL DÜNYA YALAN DÜNYA OLMAMALI”
İnternetin, hayatın her alanını kapsamaya başladığını ancak, insan hayatını kolaylaştıracağı yerde, zorlaştırmamasının önemli olduğuna dikkati çeken Yıldırım, şunları kaydetti:
”Sanal dünya, yalan dünya olmamalı. Bir taraftan yasal altyapısı oluşturulmalı. Öte yandan, her türlü art niyetli girişimlere karşı gerekli koruma önlemleri alınmalı. Bizler de vatandaşlarımızın mağdur olmaması için, sektördeki gelişmeleri takip edip, yapılması gereken bir şey olursa onu hızla yapmaya gayret gösteriyoruz.
Bir süredir test çalışmaları devam eden Online Şikayet Bildirim Sistemi, yarın tüketicilere hizmet vermeye başlayacak.”